Menü

19 Eylül 2016 Pazartesi

Loreal Ultra Renk Açıcı Krem Boya

Merhaba arkadaşlar,
Uzun sure bal köpüğü rengini saçlarımda severek kullandım. Sonra bir kaç sene kendi rengimi kullandım. Tamamen boyadan arındırdım saçlarımı. Bir kaç ay önce koyu saç rengine heves ettim. Kendi doğal rengim kumral. Üzerine marketten aldığım Palette boya fındık kabuğu rengi uygulamıştım. Yeniden eski günlerime dönmek istedim ama bu çok zor görünüyordu. Olsun denemek istedim ve sizinle sonucu paylaşıyorum. Loreal Ultra Renk Açıcı Krem Boya deneyimim ile sizinleyim.


Guzellik blogu
                     Loreal Ultra Renk Açıcı Krem Boya


7 Eylül 2016 Çarşamba

Idakew Gül Suyu

Merhaba, bu aralar biraz cilt bakımı ürünlerine ağırlık verelim mi? Yazmaya yazmaya öyle çok özlemişim ki. Cilt bakım ürünlerini yazmak aslında cidden çok zor. Herkesin cilt bakım alışkanlığı farklı olduğu gibi istekleri ve beklentileri de farklı. Günlük cilt bakım rutininde gül suyunu gereksiz bulanlar da var elbet. Idakew gül suyu kaçıncı şişem bilmiyorum. Kısaca ben günlük rutinimde gül suyunu severek kullanıyorum.

Idakew Gül Suyu

6 Eylül 2016 Salı

Moshos Garden Sweetheart Nemlendirici

Merhaba, tam bir cilt bakımı ürünleri manyağı olduğumu görmeyen, bilmeyen yoktur çevremde. Temiz içerik yanlısı olsam da zaman zaman meraktan başka ürünlere yönelmiyor değilim. Çok kuru cildime pek çok kişi Moshos Garden Sweetheart Nemlendiriciyi önermişti. Ürün biteli çok oldu ama tembellik yapıp ben geç yazdım. Hatta bundan sonra başka çok ürün bitirdim.


bakim blogu
Moshos Garden Sweetheart Nemlendirici



5 Eylül 2016 Pazartesi

Sunaturel Şampuan ve Sabun

Merhaba arkadaşlar,
Uzun bir süre önce Sunaturel markasından bir paket aldım. İçerisinde yağlı şaçlarıma uygun bir şampuan ve lavanta kokulu bir sabun çıktı.


Sunaturel Ürünleri


Sabun ve şampuan ambalaj olarak çok hoşuma gitti. Sunaturel ürünleri dış görünüş olarak bana şirin geldiği için benden on puan aldılar :) Elbette gözümü bununla boyayamazlar. İçerik olarak marka natürel ifadesini kullansa da ben yorum yapmadan sizinle içerik kısmını paylaşacağım. Zira içerik konusunda bilgi sahibi değilim. Zaten herkesin yorumu ve hassasiyeti farklı bu konuda.


Sunaturel Ürünleri
Sunaturel Ürünleri


Şirin ambalajını sevdim ama kullanınca yorumlarım ne oldu, asıl önemli olan bu. Genelde bitkisel olduğunu vadeden şampuanlar saçımı keçe gibi yapar. Bundan korkarak kullandım ama asla düşündüğüm gibi olmadı. Çok ince ve yağlı saçlarım gayet iyiydi. Saç kremi kullanmasam da idare ettim. Saç kepeğinden çok sikayetçiyim. Kepek artma durumu gözlemlemedim. Buram buram lavanta kokuyor ve buna bayıldım. Duş boyunca banyo harika kokuyor. Tabii lavanta kokusu sevenler için harika. Yani ben ;)) Lavanta kokulu şampuan ve duş jellerine nasıl hayır diyebilirim. Güzellik blogumda her zaman lavanta kokulu ürünlere torpil geçilmiştir.


Sunaturel Ürünleri


Sabun ise aksine sadece paketinden çıkarken lavanta kokuyordu. Duş esnasında asla lavanta kokusu almadım. O nedenle yeniden almal istemem. Şampuan saçlarıma harika gelmedi ama sıradan da değildi. Pek çok şampuan çok fazla kepek ve dökülme yapıyor ben de. Ama çok şükür bunda rahat ettim. Yeniden satın alır mıyım bilmiyorum. %100 doğal içerik vaadi olan şampuan 240 ml civarında ve sadece 24 TL . Sanırım satın alırım.


28 Ağustos 2016 Pazar

Giorgio Armani Lasting Silk UV Fondöten

Merhaba arkadaşlar,

Uzun süredir blogumu boşladığım doğrudur. çok yorgunum ve kafam devamlı dağınık. Uzun süredir taslaklarda bekleyen bu yazımı yayınlama zamanı gelmişti. Giorgio Armani Lasting Silk UV Fondöten büyük bir aşkla sahip olmak istediğim ama fırsat bulup alamadığım bir üründü. Artık doya doya deneyimleme zamanı gelmişti. Makyaj Bloguma uzun zaman sonra yeniden bir fondoten yazısıyla merhaba diyeceğimi tahmin etmem lazımdı. :) Ten ürünleri zaafım malum :)

makyaj blogu
Giorgio Armani Lasting Silk UV Foundation

5 Ağustos 2016 Cuma

Cuiq Beauty El Bakım Ürünleri

Merhaba arkadaşlar, uzun süredir blogu eski düzenine sokamadım. Artık daha dikkatli olmak istiyorum. Uzun süre önce Cuiq Beauty El Bakım Ürünlerini denemem için yollamıştı. Aylardır kullanım sonrası yazmayı uygun gördüm.


Cuiq Beauty

Bana gönderilen set pek ilgimi çekmedi. Hatta el ve tırnak bakımı ürünlerine pek yer vermediğimi de belirttim. Paket gelince içinden el peelingi de cıktığını da görünce çok sevindim. Her gördüğüm el peelingini alan biriyim de. :) Merakla kullanmaya başladım. Tırnak çevresi için bir bakım yağı, bir el kremi ve el peelingi var sette. Hem set olarak hem ayrı ayrı satışı var ürünlerin.


Cuiq Beauty

Bu tırnak çevresi için olan yağı bir itici ile kullanıp tırnak etlerini itmek mümkün. Şahsen ilk başlarda çok da yumuşatmadı. Ama zamanla yumuşaklık kalıcı hale geldi tırnak çevremde. Benim tırnak çevrem aşırı kuru. O nedenle şeytan tırnağı denen illetten çok çekiyorum ama bu sayede bayağı rahatladım. Düzenli kullanım cidden işe yarıyor imiş.


Cuiq Beauty

İkinci ürün ise el kremi. Pompalı ambalajında bayılmam dışında benim için çok farklı bir ürün olmadı. Ellerimi yağlandırmadan kolayca emilmesini sevdim. Ama kullandığım en iyi kremdi yeniden almak istiyorum diyemem.


Cuiq Beauty

İçeriğini yorum yapmadan sizinle paylaşıyorum. İçerik olarak çok bilgili değilim. Ancak tamamen bitkisel yağlarla üretilen el kremleri tercihimdir.


Cuiq Beauty Ürünleri

Paketten çikan ve beni en mutlu eden ürün el peelingi. Evet bir zaafım var bu ürün grubuna. Genelde bir kaçı hariç hepsi çok kuruttu ellerimi. Bu el peelingi ise kullandıklarım arasında en yumuşak diyebileceğım oldu. Tek kullanımda aradığım pürüzsüzlük hissini vermedi tabii. Ama çok da kurutmadı.


Cuiq Beauty

Ürünün içeriğini paylaştım. Şimdi de görünüşünü paylaşmak istiyorum. Çok peeling kullandım. Genelde çok şirin göründüler gözüme. Ama bu ayrı bir şeker.


Cuiq Beuaty El Peelingi

Jel kıvamında mor renkli çok tatlı bir ürün. Aşırı beğendim diyemem ama daha iyisini bulana dek yeniden alabilirim. Tüm isteklerimi karşılamadı. Ama kullandıklarım arasında ellerimi en az kurutan oldu. Ne harika ne kötü yani.


Ürünlerden kısaca bu şekilde söz ettim. 20-40 lira arası fiyatlarla tek tek de sitesinden satın almak mümkün. Bence set olarak denemeye değer ürünler. Başka markalarda bir el peelingi fiyatına set alabilirsiniz bu markadan.


11 Temmuz 2016 Pazartesi

Nasıl 46 Kilo Verdim?

Merhaba arkadaşlar,
Uzun süredir beraber olduğumuz reel, sanal, sanaldan reele geçen, reel olup ama sanaldan farkı olmayan pek çok arkadaş kilo verme serüvenime şahit oldu. 116 kilo ile başladığım bu serüvende an itibariyle 68 kiloyum. Sanırım 48 kilo vermiş oluyorum o zaman. Neyse başlığı atmış bulunduk. Zaten kıyafetlerle ve tok karnına yine 70 kiloyum. :) Bu paylaşımımda eski yeni pek çok fotoğrafımı paylaşmak istiyorum. Eski hallerimi silmedim elbette. Kendimle barışıktım sonuçta :) Gönül isterdi ki muazzam bir azmin hikayesini yazayım size. Maalesef ondan bende yok. Rabbim yaratırken eklememiş sanırım ;) Ben bu kiloları mide küçültme ameliyatı sayesinde verdim. O nedenle size bu maceramı anlatacağım. Araya da bir kaç foto ekleyeyim değil mi?


Nasıl 46 Kilo Verdim?


Yıllar önce Facebook sayesinde bu ameliyatı öğrendim bana saçma ve korkunç geldi. Ameliyattan sonra insanların zayıflama sebebi yiyememeleri. Sadece çorba yemeleri falanmış ya ben de ameliyat olmadan sadece çorba yersem zayıflarım dedim ve öyle kaldı tabii ki. Yaklaşık iki sene takip ettim bu ameliyatla ilgili çeşitli sayfaları. Genç yaşlı pek çok insanın yeni hallerini gördükçe kudurdum. Çok kıskandım. Ben daha genç bir insanım ve kendimi taşıyamıyorum. Bunu hak edecek ne yaptım ki. İnsanların her fırsatta aşağılaması da cabası.


Nasıl 46 Kilo Verdim?

İki sene boyunca bu ameliyata bir karar verdim bir vazgeçtim... Ölenleri duyuyor korkuyordum. İncecik ve sağlıklı insanları görüp yine heves ediyordum. Ailem izin vermez, para bulamam çok pahalı deyip hep  erteledim. Ta ki artık kendi başıma kilo veremeyeceğime ikna olana dek.


Nasıl 46 Kilo Verdim?

Bir anda tüm korkularımı yendim ve kesinlikle olacağım dedim. Aklım almıyordu. İnsan nasıl yemek yiyemez. Nasıl acıkmaz. Ameliyatı olanlar bunları yazıyordu ve ben de deneyimi yaşamak istiyordum. Hayatım boyunca ileri derecede obez olmak istemiyordum. Kimsenin umrunda değil kilolu olmam ya da neden kilolu olduğum. Herkes kendi yolunda ve mutlu. Göbeğimin yarısını fotoğraflarda nasıl saklarım derdi mazide kalsın istiyordum. 1 yaşından beri astım hastası idim. Aldığım ilaçlar da beni kilolu olmaya sevketmişti. Kilo verirsem çok mutlu olacağım ve tüm sıkıntılarım bitecek gibi bir düşünce sardı beni.


Nasıl 46 Kilo Verdim?

O gazla 2014 yılının son aylarında pek çok Facebook grubuna bu ameliyatı en ucuz ve en hızlı nerede olurum diye sormaya başladım. O dönem o sorulara aldığınız her cevap öyle önemli ki, öyle kıymetli ki. Her yanıt verene sarılıp öpesim geliyordu. Güvendiğim doktorlar vardı. Ancak ciddi anlamda bana pahalı ve ulaşılmaz geldiler. Devlet hastanelerinde ücretsiz olduğunu ancak bir sene falan beklendiğini öğrendim. O sırada Cerrahpaşa'da bu ameliyatı olan biri bana Facebook vasıtası ile ulaştı. 6000 TL civarına çok kısa sürede ameliyatını olduğunu söyledi. Tüm tahlilleri bir haftada yaptırır hemen ameliyat olursun dedi. Tamam dedim. Aradığım buydu. Cerrahpaşa'da obezite ve diyabet polikliniği var. Ameliyat olmak istediğimi söyledim ve gerekli tahliller, kontroller yapıldı. Çeşitli işlemler falan işte. Bir haftada bitecek işler aslında. Doktorum Kağan Zengin'e içim ısınmıştı. Ufak bir korku ufak da bir heyecan bir ümit vardı içimde. Tahliller bitince hemen bu akşam alalım ameliyata dedi. Bu akşam iyice yiyeyim dedim. Yarın sabah gel ameliyat edelim dedi. Onlar zaten bu işin piri olmuş. Hal ve hareketleri ile korkum hafifledi. En çok bana sorulan ödediğim ücretti. Ben özel oda masrafı falan 7000 TL ödedim. 26 Aralık 2014 tarihinde ameliyat oldum. Yılbaşından sonra haberlere de çıktı. 15000 TL civarına çıkmıştı fiyatlar. Şu anda durum nedir bilemem. Gerekli alet edevat parasıdır dediler. Doktorun aldığı bir para değilmiş. Daha sonra pek çok özel muayenesi olan doktorun uygun fiyatlara özel hastanelerde ameliyat yaptığını duydum.
Araya haftasonu falan girdi diye 4 gün  falan hastanede yattım. Çıktığımın ertesi gün kar kış kıyamet Beylikdüzü'nden Bakırköy'e annemleri gezdirmeye hem de İETT ile gittim. Pek tavsiye etmem. Hemen yoruldum ve ağrım oldu. ;) İlk dönemler beslenme sadece sıvı olacak... Kemik suyu çorbalar falan. Zaten acıkma hissi yok. Yemek zorundasınız diye yiyorsunuz. Cerrahpaşa'da ameliyattan sonra obezite polikliniği ile kontrollere devam ediyorsunuz. Onlardan randevu alıyorsunuz. Peki ben ne yaptım? Çıkış o çıkış. Daha önünden geçmedim hastanenin. Zaten öyle tiksindim ki. Tabii asla benim gibi yapmayın. Sonra kontrolsüzce kaslardan erirsiniz hatta daha kötü sonuçları da olabilir.


Nasıl 46 Kilo Verdim?

Peki nasıl beslendim? Neye göre hareket ettim. Facebook grublarına sordum. Onları takip ettim. Listelerini istedim. Öyle işte günden güne erimeye başladım. 116 kilo ile başladım. İlk iki haneli kilomu görünce saatlerce hıçkırarak ağladım. Bambaşka bir mutluluk. Gerisi gelmese de yeter dedim. Yıllar sonra iki haneli sayıları görmek:) Anlatılmaz yaşanır.


Nasıl 46 Kilo Verdim?

Kilolar gittikçe öyle mutlu oluyorsunuz ki!!! Bunu anlatmama gerek yok zaten. Tahmin ediyorsunuz değil mi? Asla girmeye cesaret edemediğim mağazalardan alışveriş yapabilmek. Uyduruk pantalonlara 200 lira vermeden de güzel kombinler yapabilmek. Çok hoş duygular. Genç gibi giyiniyor ve genç gibi duruyorsunuz. 18 yaşında sizi kimse 35 sanmıyor. Hatta 28 yaşındayım şimdi ve 18 sananlar bile oldu zaman zaman. Ah kilolar nelere kadirsiniz!!!


Nasıl 46 Kilo Verdim?

Kilo vermek önemli elbette. Peki ya sağlıklı verebilmek. Beslenme aşamasından hatırladığım kadarı ile biraz bahsedeyim. Her doktor sadece  sıvı alma süresini farklı tutuyor. Bana doktorum 10 gün dese de korkudan bu süreyi uzattım. Sonra püre dönemi başlıyor. Adeta bir bebek gibisiniz yani. Yavaş yavaş katılara geçiyorsunuz. Mesela haşlanmış balıktan inanılmaz lezzet alıyordum. Herkesin mide alışması farklı. İlk dönemler bu ayarı zor tutturdum ve midemi acıttım. Bol bol kustum.


Nasıl 46 Kilo Verdim?

Mide ameliyatı yeni olan pek çok arkadaşın en çok endişelendiği konu acaba çok mu yiyorum, acaba midem büyüdü mü konusu. Pek çok kişi çok stres yapıyor bu konuyu. Ben de yaptım. Herkese sen ne kadar yiyorsun, bu kadar yemekle doyuyor musun diye sordum. Benden az yiyenler moralimi bozdu hatta korkuttu. Zamanla bunların yersiz bir korku olduğunu idrak ettim. Her bünye farklı. Ayrıca herkesi daha hızlı doyuran yiyecek de farklı. Mesela mantar ve patlamış mısır beni hiç şişirmiyor. Sanki hiç yememiş gibi oluyorum.


Nasıl 46 Kilo Verdim?

Peki hiç pişman oldum mu? Klasik neden daha önce bu ameliyatı olmadım pişmanlığı dışında pişmanlık yaşamadım. İlk hastanede yatarken ben ne halt yedim diye biraz titredim tabii ;) Ama basküle baktıkça gözlerim ışıldadı. İnsanlar farkettikçe, beden küçüldükçe, asla giyemem dediğiniz kıyafetlere sığdıkça yok böyle bir lezzet. Tekrarlıyorum anlatılmaz yaşanır.


Nasıl 46 Kilo Verdim?

Peki ameliyat sonrası bir rahatsızlık ya da hastalık oldu mu? Doğrusu doktor kontrolünde ilerleyen arkadaşlar güllük gülistanlık ilerledi. Ben başıma buyruk takıldım. O nedenle dilediğim kadar kilo veremedim. (Bak bak havalara bak, unuttu 116 kilo olduğu günleri) Biraz kasları erittik sanırım. Ee bir de safra kesesi olayı var tabii. Tamam onu da anlatayım.


Nasıl 46 Kilo Verdim?

Aslında ameliyat olan pek çok kişi Facebook gruplarında safra kesesi rahatsızlığında söz ediyordu. Ameliyat olan pek çok kişi bir iki sene sonra da safra kesesi ameliyatı oluyordu. Sanırım hızlı kilo vermek, yeterince su içmemek buna sebepti. Aman bende olmaz demedim. Ama biraz umursamadım sanırım. Ameliyattan yaklaşık 7 ay sonra bir gün ansızın sancılandım. Yavaş yavaş bedenimi bir ağrı, bir değişik duygu sardı. Giderek dik duramaz oldum. Bambaşka bir ağrı. Hastaneye gittim ama bakan yok, anlayan yok. Beni öldürün diye yalvardığımı hatırlıyorum. Ağrı kesici bile vurmadılar. İki büklüm öylece oturdum saatlerce. Sonunda geçti. Ultrason falan derken dahiliye doktoru safra kesemde küçük ama çok fazla taş olduğunu söyledi.


Nasıl 46 Kilo Verdim?

Sanırım benim sonumda ameliyat. Basit bir operasyon olduğu için korkulacak bir şey yok zaten. Ben de olmayı düşünüyorum. Ardından bir de burun estetiği. Vuhuuuu... Al sana yepyeni Rabia :)
Peki tüm bunların sonunda ne anladım? Mutlu olmanın görsellikle hiç bir alakası yokmuş aslında. Hep çok mutlu ve özgüvenli olacağımı sandım. Hayat beni bu sürede öyle sınavlara soktu ki yeni bedenimi farkedemedim bile. Hiç bir şey anlamadan 48 kilo az halimi gördüm. Hiç de öyle harika değişimler olmadı. Umduğum gibi olmadı yani. Eskiden daha mutluydum. Sevdiğim adam yanımdaydı. Ailem bir arada idi. Şimdi dağınık bir hayat. Kaç gece keşke eskisi gibi şişman olsam, o günlerime dönsem diye ağladım. Evet zayıflamak, kendini taşıyabilmek, kıyafetlere sığabilmek, 30 yaş daha büyük görünmemek, kilon yüzünden dalga geçilmemek sizi bir nebze rahatlatıyor. Ama o hayal ettiğiniz büyük mutluluk sadece kilodan geçmiyor. Her halimize şükretmek gerek. Ufak tefek, minyon sevgilimin yanında utanmadan durabilirim artık diyordum hep. Nasıl mutlu oluyordum. 10 senedir deli gibi aşık olduğum adamın yanında utanmadan duracağım artık diye. Oysa o bu halimi hiç göremedi bile. Maddi sıkıntılar yüzünden üç senedir başka bir ülkede ve biz birbirimizi hiç görmedik üç senedir. Keşke eskiden olduğu gibi yanımda olsa, mutlu olsak ve ben yine yanına yakışmasam. :(
Zayıflayınca annemle babamla bana yeni giysiler alırız diye düşündüm. Mağazalarda gezeriz, ben beğendiğimi alırım, annem bak bu da sana çok yakışır diye bir elbise uzatır ordan diye hayal ettim. Oysa ortada aile bile kalmadı. Ayrı yaşayan bir anne baba, kafası bi milyon olmuş bir anne, yine başka bir memlekette bir baba.


Nasıl 46 Kilo Verdim?

Öyle işte arkadaşlar... Zayıflamak güzel şey, hoş şey ama herşey değil. Öyle hayal ettiğim gibi kelebekler gibi falan uçmadım yani. Bugünüme de şükürler olsun. Rabbime şükürler olsun. Aklıma gelmeyen bazı noktalar olabilir? Sorun çekinmeden... Kafa dağınık olunca biraz dağınık anlattım mevzuyu. Unuttuğum konular olabilir. Hiç çekinmeyin sorun. Cevaplarım. Yazıya da eklerim.


Nasıl 46 Kilo Verdim?

Yazının sonuna eklemek isterim ki. Bu ameliyattan korkmayın. Her zaman herkese tavsiye ediyorum. Hiç bir anınıza yazık etmeyin. Bu tadı, bu hissi yaşayın. Gördüğüm her obez insana koşup anlatmak istiyorum. Korkulacak bir şey yok... Her yaştan arkadaşlar, ailenizi ikna edin. Maddi kısım halledilir. Siz yeter ki isteyin. Ben ailemi karşıma aldım. Parayı başka yerden buldum. O derece inat ettim yani.




Nasıl 46 Kilo Verdim?

Nasıl 46 Kilo Verdim?

Nasıl 46 Kilo Verdim?

Nasıl 46 Kilo Verdim?

Nasıl 46 Kilo Verdim?


Nasıl 46 Kilo Verdim?

Biraz da görsel bırakıyorum. Sorular için de elbette hazırım ;) Muhakkak sarkma hakkında sorular gelecektir. Bir kez bile spor yapmayan birine göre korkulacak bir sarkma olmadı. Yavaş kilo verdiğim için de olabilir. Elbette sarkma var. Olmaz olur mu hiç. O yüzden muhakkak spor yapmanızı tavsiye ederim. Çok daha ince görünürsünüz hem. Bacaklarım mesela asla girmez denilen pantalonlara giriyor. Sarkık olduğu için iri görünüyor işte: ( Kollarım adeta yarasa kol. Aman zaten bu sene moda yarasa kol ;) Sarkma kısmını bahane edip ameliyattan kaçmayın. Tek derdiniz sarkma olsun ;)))


Posted via Blogaway


6 Temmuz 2016 Çarşamba

Priori Invigorating Face and Body Scrub

Merhaba arkadaşlar, beni takip eden pek çok kişi bilir ki peeling vb ürünler en sevdiğim cilt bakım ürünleridir. Neden mi? Çünkü ölü deriyi atmamı sağlayan peelingler beni psikolojik olarak da rahatlatıyor. Ölü deriden kurtardığı gibi içinde belirli asitler bulunan peelingler ise ciltte aydınlık sağlıyor. Onlardan biri de Priori Invigorating Face and Body Scrub. Oldukça severek kullandığım bu ürünü sizinle de paylaşma zamanım gelmişti.


Priori Invigorating Face and Body Scrub

5 Temmuz 2016 Salı

Bioder Nemlendirici

Merhaba arkadaşlar, yaz aylarına girdik diye nemlendirici kullanmamazlık yapmıyoruz inşallah. Cilt tipimize uygun nemlendirici kremlere devam. Hele güneş bizi bu denli güçlü yaşlandırırken ihmal etmemekte fayda var.

Bioder Nemlendirici

4 Temmuz 2016 Pazartesi

Peter Thomas Roth Lashes to Die for The Mascara

Merhaba arkadaşlar, uzun zamandır sizinle paylaşım yapamıyorum. Cidden öyle yoğun ve yorgunum ki. Bir de vücudum çok dirençsiz kaldı. Kolumu kaldıramaz hale geldim. Vitamin ve desteklerle idare ediyorum şimdilik. Uzun sure sonra bir maskara yazısı Peter Thomas Roth Lashes to Die for The Mascara geliyor.

Peter Thomas Roth Lashes to Die for The Mascara